Orphaned Land-Yeni Albüm "The Never Ending Way Of ORwarriOR"


İsrailli folk metal grubu Orphaned Land yeni albümü "The Never Ending Way Of ORwarriOR" ı önmüzdeki yılın ocak ayında yayınlıyor. Albüm Century Media Records tarafından satışa sunulacak.



http://www.orphaned-land.com/

Türkçe metalcore: İLLET

Son yazılarıma müzikle ilgili yazılar yer vermemiştim şimdi sizlere bir türk metalcore grubu olan İllet'ten biraz bahsedeceğim..

İllet, Türkçe Metalcore yapan İstanbullu bir grup ve bunu da kayıtları ve canlı performanslarıyla olsun baya güzel yapıyorlar. Zeytinli rockfest 2008'te çalmışlar, Ankarock.com da da bir röportajı yayınlanmış, Kayseri'den yayın hayatına başlayan, bizim de yakından tanıdımığımız yeni fanzin norazine'in ilk sayısında röportajları yayınlanmış, rock&metal dergisi olan Blue Jean'in eylül sayısındaki patlayıcı madde bölümünde tanıltılmış olan grup biraz başarılı biraz da istanbulda olmanın şansıyla yollarına devam ediyorlar..

7 tane kayıtları var, bunlara download kısmında erişebilirsiniz. Metal müzik bir yaşam tarzı değildir diyen grup elemanları, sadece müzik yaşam tarzı olabilir diye belirtmişler. Şuan 1 elemanları Ankara'da asker O'nada buradan hayırlı teskereler diyorum.. Taksim'de kemancı, peyote, bronx, studio live, sincity, ekşilimon, numb bar, gitar cafe, eskişehir'de hayal, bursa'da çaçaron gibi birçok mekanda çalarak istanbul piyasasında yerlerini almışlar. Gruptaki herkes okuyor, doğal olarak askerdeki arkadaş hariç. Hukukçu, mühendis, psikolojide okuyan arkadaşların müziğe alışmaları zor değil..


^^ "İllet” kelimesi metal müzik tavrını iyi yansıtıyor bize göre. Dışarıdan bakıldığı zaman da toplum normları içinde bir çeşit illet gibi tanımlanabilir metal müzik. Bunun dışında ismimiz düşüncelerin, fikirlerin, sanat ürünlerinin beyinler arasında birer virüs gibi yayıldığını söyleyen kültür kuramları ile de bağlantılı. Bunu grubumuzun görsel konseptiyle de yansıtmaya çalışıyoruz.^^ Logolarını da virüsten esinlenerek yapmışlar. Logoyu virus şekli olarak tanımlıyorlar..

Ayrıca kendi çabalarıyla çektikleri bir videoları var.

Antalya'dan Yükselen Ses: LANGONA


Uzun zamandır bir türk grubu hakkında bişeyler yayınlamadığımı farkettim. Tam o sırada karşıma Langona çıktı. Death metal altyapılı grup ciddi bir işe imza atmış. Sound olarak biraz daha alacağı yol var ancak ilk aşamada olduğunu düşünürsek gayet sağlam bir işe imza atmışlar. Yakında çıkacak olan fanzinimizde umarım grubun bir röportajınıda okursunuz. İnternet üzerinden indirebileceğiniz albümlerinin adı "Good Morning Darkness"...  Şimdi sözü grubun kendisine bırakıyoruz.


"Langona, Antalya çıkışlı bir Death-Thrash metal grubudur.Grubun temelleri 2007’de atılmıştır. Grup çeşitli konser ve festivallerde yer almıştır.
Langona bugüne kadar Antalya , Isparta ve Aydın Nazilli’de konserler vermiştir. Ayrıca 2008 yılının haziran ayında düzenlen Rock’n Antalya’da yer almıştır.

Grup çeşitli kadro değişikliklerinin ardından bugünkü haline gelmiştir. Langona beste çalışmalarını 2009 yazında sonlandırıp ‘Good-Morning Darkness’ albümünü yayınlamıştır.

Langona içinde bir çok tarzı barındırmayı çabalayan , tüm metal sevenlere adını duyurmayı hedef haline getiren bir topluluktur."










Throwdown - Yeni Albüm "Deathless"


Yeni nesil metal (yada yeni amerikan metal - ne demekse) diyebileceğimiz bir tarz icra eden grup yeni albümü olan Deathless i piyasaya sürmüş durumda. Aynı zamanda bu albümden parçaları MYSPACE sayfalarından dinleyebilirsiniz. Ben dinledim parçaları ve genel itibariyle 5 üzerinden 3 verebilirim. Ancak tabi çalışmayı bütünüyle dinlemeden kesin yargıya varmak zor.

Şili'nin başkenti Santiago'da Apoguindo Caddesi Novigod Parkı'ndaki anıt

Şili'nin başkenti Santiago kentinin Belediye Başkanı, kentte yaşayan kişilerin örnek alması için Apoguindo Caddesi'ndeki Novigod Parkı'na, Atatürk'ün rölyefini yaptırmış.

Anıtın üzerindeki yazıda İspanyolca;''Türkiye Cumhuriyeti' nin kurucusu, vatanının fedakar ve sadık hizmetkarı, benzeri olmayan kahraman, insanlık idealinin canlı emsali... Bütün hayatını Türk Milletine vakfetmiş, milletine kendi ruhunu, ateşini vermiştir. Hatırası milletinin ruhunu ateşli tutan sönmez bir meşale olarak yaşamaktadır''yazıyor.
''Türkiye; Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e..." DANIEL DUMOULIN

Atatürk’ü tanır mısın ?

"Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü gözden düşürmek amacıyla her yolun mubah sayıldığı günleri yaşamaktayız. Yüreğinde bu insana karşı özel bir sevgi ve saygı besleyen biri olarak bir anımı paylaşmak istedim. Demeyin bana yaşın kaç ki senin Atatürk anın olsun.

1963 yılında bir akşam Münih kentinin ünlü birahanesinde, Hofbräuhaus’da (doğru yazamamış olabilirim) bir yandan biramızı içiyoruz, bir yandan Alman şarklıları dinliyoruz. Kocaman yuvarlak bir masanın etrafında on iki kişiyiz. Yanımdaki ABD’li asker ve benim dışımda herkes Alman. İçtikçe içiyorlar, coştukça coşuyorlar. Arada kol kola giriyor ve sallana, sallana şarkılara iştirak ediyoruz. İçkiye alışık olmayan biri olarak kupadaki biramı zorla bitiriyorum. Önüme bir tane daha geliyor. İstemediğimi anlatan işaretler yapıp “Nein danke” diyorum. Şişman kadın dinlemiyor, bira kupasını bırakıp gidiyor.

Karşımda dinç ama yaşlı bir Alman var. İçmemi istiyor, israr ediyor ve yanımdaki ABD askerinin tercümanlığı sayesinde aramızda şu unutulmaz konuşma geçiyor:

-Ne duruyorsun içsene !
-İçemem, birincisini zor bitirdim
-Ne demek içemem bak ben on ikinciyi içiyorum
-İçemem, bunu da içersem ölürüm.
-Sen nerelisin ?
-Türk’üm
-Atatürk’ü tanır mısın ?
-Tanımamam mümkün mü ?
-Baksana bana. Ben Çanakkale’de çarpıştım. O’nun yanında. Onun kim olduğunu bilirim. Sonradan hakkında çok şey öğrendim. O adamın hatırı için içeceksin. Ölürüm diyorsun ya, ölsen ne olur ? O adam için ölsen ne olur ?

Bu bir hikâye değildir. Ayniyle vakidir. İster inanın, ister inanmayın."

http://burasibenimyuregim.blogspot.com/ adan bu haberi almış olup, kendisine teşekkür ediyorum..

Gruba kırmızı tutkunluğundan yola çıkılarak ALYUVAR adı kondu

Her şey Deniz ve Marat'ın (doğduğu yer: Rusya) 2008 yılının başında bir partiye müzik yapmak üzere davet edilip - bir sendikanın yılbaşı partisiydi - oradan para yerine çiçek alarak ayrılmaları, ve en azından o akşam eve ekmek götürmek için kendilerini sokağa atmalarıyla başladı. Yaklaşık yarım saat sokakta müzik yaptılar. Topladıkları parayla eve ekmek götürmekle kalmayıp, kendilerine de bir restoranda bir güzel ziyafet çektiler. Parti için nasılsa prova yapmışlardi, ertesi hafta tekrar yollara döküldüler. Deniz ömründe ilk kez Uzun ince bir yoldayim, Odam kirec tutmuyor’u söyledi, kliplerin çekildiği o gün.

Repertuvarlarında yüzde 50 Ingilizce, yüzde 30 Ispanyolca, yüzde 20 Türkçe parça vardı. Alman izleyiciler bile en çok Türkçe parçalarda durup dinlemeye başlayınca, repertuvar yeniden oluşturuldu; bu durum zamanla yüzde 80 Türkçe, yüzde 20 Ingilizce ve Ispanyolca haline geldi. Türkce parçaları Marat bilemediği için, Deniz durumu kontrol altına aldı, ona bütün akorları ögretti.

Birkaç ay sonra Daniel (doğduğu yer: Almanya) bass-trombonuyla katıldı Deniz ve Marat'ın sokak konserlerine, üclü olarak, kendilerine „Rotsuchttrio“ (kırmızıya tutkun üçlü) adını verdiler. Haliyle iki delikanli arada bir rap yapma heveslerini de gideriyorlardı. Yine birkaç ay sonra, 1 Mayis 2009'da Güldeste, Deniz'in yeğeni olur, semester tatilinde geldiğinde "hadi ben de bir çalayım" diye onlara katıldı. Peter de (doğduğu yer: Italya) aynı gün "yoldan geçerken, öylesine bir uğrarım" demişmiş bir gün önce, konserin ortasında katıldı gruba, o gün büyük kalabalıklar önünde şarkılar söylendi. O kadar büyük beğeni toplayınca, ertesi günü de boş durmadılar haliyle. Daha önceden birlikte bir prova olayı gerçekleşmeden o konserler oldu, herkes doğaçlama gücünü kullandı. Güldeste parçaları melodileriyle süsleyerek, büyük bir eksikliği giderdi. Peter de güçlü percussionuyla Deniz’i acemice cajon’a vurmaktan kurtardı.

Yeni gruba kırmızı tutkunluğundan yola çıkılarak Alyuvar adı kondu. Hepsi de Türkçe ve Balkan kökenli parçalara hayran oldukları için, repertuvar daha da genişledi, ama erkek üyelerin hiç biri de Türkce şarkıları tanımadıkları icin, Deniz ve Güldeste kaş, göz, el ve ayak hareketleriyle durumu idare ediyorlardı. Sokak konserleriyle birlikte Cafe'lerde konser verme teklifleri de arttı.

Ağustos 2009'da Alyuvar Olympos gezisine gitti cümbür cemaat. Gezi dönüşü Yeşiller (Die Grünen /Bündnis90) partisinin seçim kampanyasındaki bütün partilerde çalıp, Türkçe ağırlıklı parçalarla Alman dinleyicileri coşturdular (Myspace’deki konser kayıtları).

Eylül 2009'da Güldeste'nin de seçim kampanyası konserlerine katılmak üzere geldiğinde, bir stüdyoya kapanıp, ilk demolarını tonmeister bir arkadaşları sayesinde yaptılar. Konserlerde cd'ler kapış kapış gitti. Myspace'de Alyuvar için bir sayfa açtılar. Bundan üç hafta önce değerli genç arkadaşlar Fatih Yavuz ve arkadaşı Fatih Esat bu fan sayfasını açtılar Alyuvar icin. Şu anda yine herkes konser¬vatuvarlarina dağıldı, zira herkes kendi klasik ögrenimiyle ugraşıyor, bir dahaki semester tatilinde yine görüşmek üzere...

Türkçe parçaları çalıp söylemenin Güldeste ve Deniz’in vatan özlemini gidermelerinde çok faydası var; Almanlara inadına Türkce dinletmek de ayrı bir zevk tabi. Grubun tüm erkek elemanlarına minnet¬tarlıklarını belirtmek istiyorlar bu vesileyle. Vielen Dank Daniel, vielen Dank Marat, vielen Dank Peter.

Fatih ve Fatih’e ayrıca sonsuz teşekkürlerimizi iletiyoruz, bizi sizlerle yakınlaştırdıkları için.

Ve tabi ki, siz sevgili arkadaşlarımıza, dinleyicilerimize tatlı sözlerinizden, desteğinizden ötürü en içten sadakatimizi, sevgilerimizi iletiyoruz buradan.

Anlaşılan o ki, bir Istanbul-Beyoglu yolu göründü bizlere ufaktan ufaktan…


ALYUVAR

Her şey birdenbire oldu.
Birdenbire vurdu gün ışığı yere;
Gökyüzü birdenbire oldu;
Mavi birdenbire.
Her şey birdenbire oldu;
Birdenbire tütmeye başladı duman topraktan;
Filiz birdenbire oldu, tomurcuk birdenbire.
Yemiş birdenbire oldu.

Birdenbire,
Birdenbire;
Her şey birdenbire oldu.
Kız birdenbire, oğlan birdenbire;
Yollar, kırlar, kediler, insanlar...
Aşk birdenbire oldu,
Sevinç birdenbire.

Orhan Veli Kanık

Soilwork - Sworn To A Great Divide


Soilwork "Sworn To A Great Divide" isimli albümünü 2009 ocak ayında yayınlayacak. Prodüktör koltuğunda gitarist Peter Wichers oturmakta. Mix olayını ise Jens Bogren (Opeth, Katatonia) üstlenmiş.

Overkill "Ironbound" ile Geliyor!

Overkill yeni albüm çalışmalarını tamamladı. "Ironbound" adını taşıyan albüm 2010 yılı başlarında piyasada olması bekleniyor. Parça listesini de yayınlayan grup 2010 mayıs ayında da turneye çıkması muhtemel gözüküyor.

1. The Green And Black
2. Ironbound
3. Bring Me The Night
4. The Goal Is Your Soul
5. Give A Little
6. Endless War
7. The Head And Heart
8. In Vain
9. Killing For A Living
10. The SRC

Angel Metal Fest-3


Ankara'da güzel bir etkinlik... İnternette dolaşırken gözüme ilişti ve sizlerle paylaşmak istedim. Birbirinden güçlü grupları ağırlayan konserler 8-15 kasımda Ankara Yolcu Bar'da... Diğer bilgileri organizasyonu düzenleyen isimden aktarmak istiyorum.

"8- 15 Kasım 2009 tarihlerinde Ankara YOLCU ROCK BAR''da yapılacak olan ve Ankara'nın sayılı gruplarının sahne alacağı ANGEL METAL FEST-3'de sizleri de izleyiciler arasında görmek bizler için mutluluk kaynağı olacağı gibi umuyoruz sizler için de güzel olacaktır.

08 Kasım 2009 Pazar, Saat: 16:00
15 Kasım 2009 Pazar, Saat: 16:00
Giriş : 10 TL"
http://www.facebook.com/event.php?eid=90342719978&ref=nf


Blog Widget by LinkWithin